İdeal hale gelen her düşünce içimizde yaşam enerjisi yaratır. Bu yaşam enerjisini koruyabilmek için yüksek bilincin kaynağı olan bilginin izini sürerek bilgiyi sadece kendisine depolamak yerine ideal haline gelmesi gereken düşünce ; bilgiyi paylaşmak olmalıdır.
Yalnızca kendi bilgi depomuzu zenginleştirmek, bir tek kendimize hazine toplamak maalesef bizi gitmekte olduğumuz yoldan edecek ve varmaya çalıştığımız hedeften de uzaklaştıracaktır.
Tekamül yolcularının olgunlaşması, daha hızlı ve etkin bir şekilde yol alabilmesi açısından ve ayrıca akışı hızlandırmak adına bilgiyi paylaşmak fazlasıyla önemlidir.
Ruha verilmeyen bilgi onu aç ve bitap bırakır. Ruhun bilgisiz kalması onu katlanılmaz hale getirir ve zehirlenmeye mahkum eder. Bilgiden yoksun kalanın kalbinde yılanlar beslenir.
İnsan zevklerini yalnızca dünyanın hatırına ve onun aracılığıyla daha nitelikli hale getirebilir. Zevk bize Dünya hakkında bilgi veren mükemmel bir habercidir. Onun sağladığı mükemmel haberleri aldıktan sonra insan kendi içinde doğru yaptığı çalışmalarla daha iyi yeteneklere sahip olur.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus sırf zevkte takılı kalıp , kendi içimizde kapalı kalır hale gelmemektir. Bu tam olarak zevke kayıtsız kalıp çevresinden alacağı besini alamayan çiçekler gibi solmak değildir. Zevkli olanı yaparken mutlaka dengede olmak gerekir.
İnsanlar genellikle arzuladıklarını yaşadıktan belirli bir süre sonra doyuma ulaşıp, sessizliğe ve yalnızlığa çekilme eğiliminde olabilirler. Her ne olursa olsun sessizlik ve yalnızlığa çekilme durumunda ,kendi sorunlarımıza teslim olmak yerine mutlak sakinliği devam ettirmek gerekir.
Eğer yalnızca, duygu izlenimlerinin birinden diğerine geçerek eğlenceyi tüketiyorsak , idrak kapasitemizi körleştirmiş oluruz. Oysaki keyif deneyiminin bize bir şey göstermesine izin verirsek bu durum idrak kapasitemizi besleyecek ve bizi eğitecektir. Bunun gerçekleşmesi için daha çok zevk uğruna yeni izlenimler edinmekten geri durup ,keyif aldığımız geçmiş deneyimleri içsel faaliyet ile özümseyip sindirdiğimiz sırada zevkin içimizde devam etmesine izin vermeliyiz.
Böylelikle dış dünyaya teslim olmak yerine içeriye yapılan yolculukta keşif halini terk etmiş olmayız. Özellikle günümüzde dış dünyanın etkilerine ve etkileşim haline bir duruş sergilemek ,aktif bir içsel yaşamı geliştirmemizi sağlayacaktır.
Bitmeyen Arayış başlıklı yazımın devamı olarak belirtmeliyim ki; etrafımızdaki her şeyde, tüm deneyim lerimizde, hayranlığımızı ve saygımızı uyandıracak şeylerin içinde tek Tanrı’nın olduğunu bilmekteyim. Bilinmelidir ki başka insanlarla karşılaşır ve onların zayıflıklarını eleştirirsem kendimi yüksek bilişsel güçten düşürmemi sağlamış olurum. Bunun sebebi kendi içimde çoğunlukla kabul edemediğim yani benim olmadığım yerde de Tanrı’nın olmasıdır. Ama başka birinin niteliklerine sevecenlikle ve derinlikle girmeye çalışırsam o gücü elde etmiş olurum.
Manevi rehberler; her zaman her şeyde iyiyi aramakta ve eleştirel yargıdan vazgeçmek de ne kadar güç kazanılacağını farkındadır. Şunu çok net bilmekteyiz ki diğer varlıklara olan saygımızı düşüncelerimize de taşımalıyız. Aşağılayıcı, yargılayıcı ve eleştirel fikirlerin ne kadarının bilincimizde kaldığını fark ederek geçirdiğimiz her an, bizi yüksek bilgiye daha çok yakınlaştıracaktır.
Etrafınızda olup biten her şeyin içerisinde O’nu görmemiz gerektiğini bilmeli , bu idrak ile hareket etmeli ve düşünmeliyiz.
Nasıl ki güzel bir tabloda resmedilmiş manzara önünden Geçerken duygularımız zenginleşiyor ve ruhumuz Derinleşiyorsa ,yukarıda belirtmiş olduklarımın aksi durum ve koşullarda ; insan duygularında fakir ,dış dünyayı algılamakta zorluk ve güzellikleri görmekte sıkıntı yaşayabilir.
Dış Dünya ile anlamlı bir ilişki geliştirmek için kendi duygularımızla ve düşüncelerimizle çalışmayı öğrenmemiz gerekir. Çevremizdeki dünyanın her yanı Tanrı’nın görkemiyle doludur ama onu etrafımızda bulmadan önce tanrısal olarak içimizde yaşamamız gerekir.

