Bedenin, gerçek senin “ben” olduğunu söyler. Oysa sen bedenin değilsin. Yani gerçekten sen, sensen bedeninin isteklerine gark olmuş değilsin.
Sen, bedeninin arzularına ne kadar yakınsan ruhuna, yani gerçek kendine, o kadar uzaksın. Arada kalan mantığın sebebiyle rollere ihtiyaç duyarsın. Hiçbir kalıba sığamadığın için de daralırsın.
Ruhun bedenden zincirlerini koparırcasına aşmış olmak ister; beden ise arzularının keyfini yaşama isteğinden seni sana bırakmaz. Arzular hantallaştırır senin sende olmana müsade etmez. Sen sende olmamaya başlarsın ki ihtiyacın olmayanları da elde ederek mutsuzluğun ödülün olur. İsteklerinin abartılı oluşu seni rahatsız etmediği gibi abartılı olanları normal karşılarsın. Bu yolculukta kendini bulamayanların kendini bulamayacağı yerlerde yüzmeye başlarsın aslında sudan çıkmış balık gibi titrek ve endişeli. Ruhun “bana dön” deyişleri duyulmamaya başlar. Hayata olan bağlılık sebebiyle duyamazsın gerçek seni çünkü bedenin almıştır artık senden seni.
Teşekkür beklersin hastalığın sebebiyle iyileşmeye çalışırken takdir edilmek istersin. Yine sen bedenden ibaretsin. Özgürlük yaratmak istersin gücünün yettiğince hırçın ve yıpratıcılığını umarsızca kaçınılmaz görevlere koşarsın.

